Türkiye’nin İ...

Türkiye’nin İlk Kitlesel 1 Mayıs’ları / 1921-1922 – Hamit Erdem

    0

    “Amele kardaşım, yoldaşım, arkadaşım! Bir Mayıs gününü sana tebrik eylerim. Bu gün mefkûremiz henüz çocuk halindedir. Âti, o koca saadet-i beşer sizindir… Mecmuamız, 1 Mayıs bayramını umum cihan amelesine tebrik etmeyi, kendisine en büyük şeref bilir…”

    (Yeni Hayat, 1922)

    Bilindiği gibi, dünyada işçi ve emekçi sınıflarının ‘birlik ve mücadele’ günü olarak andıkları 1 Mayıs’ın tarihi, 1886 yılında Amerika’nın Chicago kentinde ‘8 saatlik işgünü’ için greve giden işçilerin mücadelesi ile sembolleşmiştir. Bu tarihten üç yıl sonra Paris’te Fransız Devrimi’nin yüzüncü yılında (1889) toplanan 2. Enternasyonal Kongresi, 1 Mayıs’ın ‘birlik ve mücadele’ günü olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır.

    O günden sonra bütün dünyada işçiler, ‘sekiz saatlik işgünü, savaşsız ve daha adil bir dünya’ talepleriyle 1 Mayıs’ta bir araya gelmeyi gelenek haline getirmişlerdir.

    İlk 1 Mayıs’lar

    Türkiye’de genç kuşaklar 1 Mayıs’ın, 1976 yılında -İstanbul- Taksim’de yapılan ilk etkinlikle kutlanmaya başladığını düşünmektedirler ki, haklıdırlar. Geçmiş, türlü nedenlerle karartıldığı için işçi hareketinin neredeyse yüz yılı aşan mücadele geleneğinin kimi önemli sayfaları yeni yeni bilinebilmektedir.

    Osmanlıda, 1 Mayıs’ın ilk kutlandığı tarihler 20. yüzyılın ilk yıllarıdır. 1905’de İzmir’de 1 Mayıs’ın kutlandığı bilinmekle beraber daha yığınsal 1 Mayıs gösterileri 1909 yılında Selanik ve Üsküp şehirlerinde yapılmıştır. 1909 yılı ilkbaharında Selanik’te; Yahudi, Rum, Bulgar ve Türkler tarafından kurulan “Selanik İşçi Federasyonu”, hem farklı milliyetten işçileri aynı çatı altında birleştirmeyi başarmış, hem de 1909 yılında Selanik, Üsküp gibi şehirlerde düzenlediği ilk kitlesel 1 Mayıs gösterisiyle adından söz ettirmiştir. Federasyon dört ayrı dilde, dört gazete çıkararak; “kanunlarda işçi haklarını iyileştiren maddeler, serbest seçimler, herkese seçme ve seçilme hakkı” istemiştir.

    1910 yılında İstanbul’da, çıkardığı “İştirak Gazetesi”nden dolayı ‘İştirakçi’ lakabıyla anılan Hüseyin Hilmi Bey, adı geçen  -İştirak– gazetesinin 18. sayısında 1 Mayıs’la ilgili bir kutlama yazısına ilk defa yer vermiştir. 1912 yılında ise yine Hüseyin Hilmi Bey’in başkanı olduğu Osmanlı Sosyalist Fırkası, İstanbul’da işçi dernekleriyle birlikte (İstanbul) Pangaltı’daki Belvü bahçesinde 1 Mayıs kutlamaları için bir araya gelmişlerdir.

    Aynı yıllarda (1922) Ankara’da ise “Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası”, 1 Mayıs’ı işçiler, aydınlar ve bazı milletvekillerinin katıldığı bir törenle kutlamıştır. Partinin yayın organı olan “Yeni Hayat” dergisi, 1 Mayıs tarihinde ‘1 Mayıs Nüsha-ı Fevkalâdesi’ adıyla özel bir sayı çıkarmış ve şöyle yazmıştır:

    ‘Amele kardaşım, yoldaşım, arkadaşım! Bir Mayıs gününü sana tebrik eylerim. Bu gün mefkûremiz henüz çocuk halindedir. Âti, o koca saadet-i beşer sizindir… Mecmuamız, 1 Mayıs bayramını umum cihan amelesine tebrik etmeyi, kendisine en büyük şeref bilir…’

    1 Mayıs 1921 / İstanbul; İlk Yasak İngilizlerden

    Bu yazıda asıl üzerinde duracağımız konu ise 1921 yılında İstanbul’da Türkiye Sosyalist Fırkası tarafından gerçekleştirilen ilk kitlesel 1 Mayıs kutlamalarıdır.

    “İştirakçi” lakablı Hüseyin Hilmi Bey’in başkanı olduğu Türkiye Sosyalist Fırkası, o dönem İngiliz, Fransız ve İtalyan işgal orduları kumandanlığının denetiminde bulunan İstanbul’da faaliyet göstermekteydi. Türkiye Sosyalist Fırkası; 1919-1922 yılları arasında İstanbul’da önemli işçi eylemlerini ve grevlerini yönetmiş; onlar adına işveren konumundaki yabancı sermayeli kumpanyalarla görüşmeler yapmış, sözleşmeler imzalamış, işçilerin ücretlerinin ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadele vermiş, İstanbul’da; Kadıköy, Şişli, Beşiktaş, Aksaray, Tünel, Silahtarağa, Ayvansaray gibi bölgelerde örgütlenmiş ve şubeler açmış bir partidir.

    1921’de İstanbul’da 1 Mayıs, işgal altında kutlanmıştır. İşgal orduları kumandanlığına bağlı “Beynelmüttefikin Zabıta Komisyonu Reisi, Miralay Ballar” 30 Nisanda İkdam gazetesinde aşağıdaki bildiriyi yayımlatmış, her türlü gösteri ve kutlamaların yasaklandığını, “1 Mayıs gösterilerine izin verilmeyeceğini, emre karşı gelenlerin şiddetle cezalandırılacağını” ilan etmiştir.

    Ballar’ın bildirisi şöyledir:

    “Atideki talimat ahali tarafından mucibince hareket edilmek üzere neşr olunur:

    Her nevi siyasi veya diğer alaylar tertibi askeri kumandanın emriyle sureti kat’iyyede yasaktır.

    Bu emre her türlü muhalefetin ciddiyetle nazar-ı itibara alınarak buna cüret edenler şiddetle cezalandırılacağı ahaliye beyan edilir. Gerek 1 Mayıs münasebetiyle ve gerek herhangi bir tarih için nümayişler tertibi zımnında vuku bulacak herhangi bir müracaat nazar-ı itibare alınmayacaktır.

    Miralay Ballar

    Beynelmüttefikin Zabıta Komisyonu Reisi”

    Osmanlı işçi sınıfı içinde ve özellikle “Tramvay Kumpanyası, Haliç Tersanesi ve Şirket-i Hayriye” gibi önemli işletmelerde örgütlü bulunan Türkiye Sosyalist Fırkası’nın, 1921 yılı 1 Mayıs kutlamalarına kapsamlı bir şekilde hazırlandığı ve örgütlü bulunduğu diğer kamu ve özel bütün işyerlerinde 1 Mayıs dolayısıyla öngördüğü programını uyguladığı anlaşılmaktadır.

    Vakit gazetesi, 1 Mayıs 1921 tarihinde Türkiye Sosyalist Fırkası’nın aşağıdaki bildirisini yayımlamıştır.

    Bu bildiride Türkiye Sosyalist Fırkası; müttefik komutanlığına adeta meydan okumuş, 1 Mayıs’ı “kutsal bir bayram” olarak nitelemiş, bütün işçilerin bu bayrama katılmasını bir vazife olarak kabul etmiş ve bu hakkın kanun dairesinde kullanılacağını belirterek, sadece şehir elektriğinin kesilmemesi için  “elektrik-aydınlatma amelesinin” 1 Mayıs’ta çalışmasına müsaade ettiğini duyurmuştur.

    “Bilumum İstanbul Amelesine:

    Türkiye Sosyalist Fırkası’ndan

    Mayıs’ın birinci günü amelenin en mukaddes “bayram” günüdür.

    Bu mukaddes bayramın tes’idi bütün amele için bir vazifedir.

    Ve bu mesut gün şerefine mes’uliyet-i kanuniyye dairesinde amele istirahat haklarını muhafaza edebilirler. Kavanin-i devlete riayet ve asayiş-i memleketi daima nazar-ı dikkatten dûr tutmamayı bir vazife edindiğini tarih-i teşekkülünden beri vuku bulan bütün harekat ve teşebbüsatıyla ispat eylemiş olan Fırka, inzibat-ı memleketle alakadar bulunan tenvirat-ı elektrikiyye amelesinin çalışmasına müsaade eylemiştir.”

    Gazetelerin haberlerine göre 1921’deki 1 Mayıs nedeniyle işlerini bırakan ve kutlamalara katılan işçilerin sayısı beklentileri aşmıştır. 1 Mayıs günü; Tramvay Şirketi, Haliç ve Şirketi Hayriye vapurları, Haydarpaşa-Pendik, Sirkeci-Çekmece banliyö hatları, Baruthane, Feshane, Zeytinburnu Fabrikaları, Deri Atölyelerinde çalışan işçiler Fırka’nın çağrısına büyük ölçüde uymuşlardır.

    Vakit gazetesi 1 Mayıs günü için; “Şehrimizdeki işçi sınıfı kâmilen tatil-i eşgal etmiş ve muhtelif mesirelere dağılarak amele bayramını tesid eylemiş, tramvay amelesinin yüzde doksanbeşi işi bırakmıştır” şeklinde haber yapmıştır.

    İkdam gazetesinin haberi ise; “Şehrimizdeki işçi bayramı dün işçiler tarafından tesid edilmiştir. Şirket-i Hayriye, Haliç ve Tramvay amelesi çalışmadığından şehrimiz vesait-i nakliyesinin bir kısmı muattal (kullanılmaz) kalmıştır” şeklindedir ve devamında şöyle yazmaktadır;“Amelenin bir kısmı bayramlarını kutlamak için mavi işçi gömlekleri giydikleri ve kırmızı boyunbağı taktıkları gibi hemen hepsi de kırmızı rozetleri hamil idiler. Sosyalist Fırka Merkez-i Umumisine ve amelenin bindikleri bazı otomobillere kırmızı bayrak çekmişlerdi.”

    1919-22 yılları Türkiye Sosyalist Fırkası’nın ‘sol’ ideolojiyi kitlelerle buluşturduğu tarihsel bir dönemdir.  Nitekim 1921 yılı 1 Mayıs gösterileri de; Osmanlı işçi sınıfının, bütün dünya işçileriyle benzer taleplerle ve aynı anda, seslerini ilk kez herkesin duyacağı bir şekilde yükselttikleri bir yıl olmuştur.

    Bando ve Mızıka, Divanyolu’ndaki Türkiye Sosyalist Fırkası merkezi önünde sabahtan öğlene kadar Enternasyonal Marşı’nı çalmış, işçiler heyetler halinde parti merkezine gelerek bayramlaşmışlar, mesire yerlerinde kutlamalar yapılmış, gazetelerde; “işçiler arasında dün işret (içki içmek) men edilmiş olduğu için hiç kimse sarhoş olmamış ve hiçbir vaka zuhur etmemiştir” şeklinde haberler çıkmıştır.

    Refik Halit Karay, “Her daim kırmızı yelekli” Hüseyin Hilmi’yi Anlatıyor:

    O dönemi anlatan en önemli tanıklardan biri yazar Refik Halit Karay’dır.

    1921 yılı 1 Mayıs’ının en önemli örgütleyicisi ise kuşkusuz Türkiye Sosyalist Fırkası lideri Hüseyin Hilmi Bey’dir. Hüseyin Hilmi Bey’in Sinop, Çorum ve Bâlâ’da sürgün yıllarında arkadaşı olan Refik Halit Karay, 1921’de 1 Mayıs’ın ardından şöyle yazmaktadır:

    “Evvelki gün 1 Mayıs, İstanbul’da ilk defa olarak amele bayramı yapılmış, şirket ve haliç vapurları, tramvaylar, fabrikalar işlememiş. Bunu haber aldığım vakit, kendi kendime:

    Kim bilir İştirakçi şimdi ne memnundur, etekleri zil çalar! Dedim ve tanıdıklarımın arasında gayesine eren bu yegâne bahtiyar adamı, tâ yüreğimin içinden, samimiyetle tebrik ve takdir ettim.

    On iki senedir sürgün, mahpus, sıkıntı içinde o buna, bugüne, bu 1 Mayısın sevincine çalışmıştı.

    Onun için makam, fırka, ikbal, saadet ve gaye bir tek kelime ve bir tek hareketle hülasa ediliyordu. Bunun, bugünün, bu 1 Mayısın memlekette kabul ve temini.

    İşte evvelki gün İştirakçi buna erdi, bugünü gördü. Bu 1 Mayıs, sevincinden yüreği şişmiş, gözleri parıltılı ve çehresi kırmızı, memleketinde kendi emeğinin ve kendi mukavemetinin tesiriyle ilk defa olarak tes’id etti!

    (Sürgün yıllarında) İştirakçi Hilmi, 1 Mayısta kırmızı yeleğine ilaveten bir de kırmızı boyunbağı takar, yakasına da gelincik iliştirir, bir başına o gün bayram ederdi.

    Derken Çorum’dan sürgününü Bâlâ kasabasına naklettiler. Mütarekeye kadar, zannederim, hayatını orada, bu kuş uçmaz kervan geçmez yüce dağ başında geçirdi. Hiç şüphesiz bir gün gelip de 1 Mayıs bayramını tes’id edebilmek hülyasıyla.

    İşte o gün nihayet geldi; İştirakçi, evveli gün işlemeyen vapurlara, tütmeyen bacalara ve kırlarda gülen ve bahtiyar dolaşan amelelerini seyrederek 1 Mayısı nihayet istediği gibi tes’id etti…”

    1922 Yılı Kutlamaları

    Bir yıl sonra, 1922’de 1 Mayıs kutlamaları daha örgütlü hale gelmiştir.

    İstanbul’da ise işgal ordularının varlığı ve terörü devam etmektedir.

    Beynelmüttefikin Zabıta Komisyonu Reisi Miralay Ballar, 26 Nisan’da gazetelerde yayınlattığı aşağıdaki bildiride bir yıl önceki tehdidini sürdürmüş, çalışmak isteyenlerin ‘işgal kuvvetleri zabıtası’ tarafından korunacağını, siyasi gösterinin askeri suç olarak kabul edileceğini bildirmiştir.

    “Herhangibir cemiyete mensup amele mesaiye devam hakkına maliktir. Beynelmüttefikin zabıta, bu kabillerin masuniyetini şiddetle temin edecektir. İstanbul’un beynelmüttefikin işgal altında bulunması dolayısıyla, her nevi tecavüz, siyasi nümayiş, ameleyi çalışmaktan men, askeri tecavüz şeklinde telakki edilecek, bu yolda hareket edenler mehâkim-i askeriyeye tevdi olunacaktır

    Beynelmüttefikin Zabıta Komisyonu Reisi

    Miralay Ballar”

    1922 yılı Nisan ayı sonlarında 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen siyasi parti, cemiyet ve esnaf kuruluşları bir araya gelerek bir ‘Komisyon’ kurmuşlar ve ‘1 Mayıs Komisyonu’ adıyla kutlama ve eylemin organize edilmesini üstlenmişlerdir.

    Türkiye Sosyalist Fırkası, Türkiye İşçiler Derneği, Beynelmilel İşçiler İttihadı, Sosyal Demokrat Fırkası, Türkiye İşçi Çiftçi Sosyalist Partisi, Ermeni Sosyal Demokrat Fırkası ve Esnaf Cemiyetlerinden meydana gelen ‘1 Mayıs Komisyonu’ bütün İstanbulluları bayrama çağıran ilanlar yayınlamışlardır.

    “1 Mayıs Komisyonu”nun Vakit gazetesinde 28 Nisan 1922’de yayımlanan ilanı şöyledir:

    “İstanbul’da bulunan bütün işçiler kadın erkek ve bir teşkilata mensup olsun olmasın bu bayrama davetlidirler. Toplanma merkezi Pangaltı’dır. Bayrama iştirak edecek bütün arkadaşlar saat onbirde Pangaltı’da bulunacaklar ve kollarında kırmızı pazubentler bulunan heyet-i tertibiye tarafından istikbal edileceklerdir.

    Grup halinde gelecekler şehir dâhilinde yürüyüşlerinde hiçbir türlü nümayiş yapmayacaklar ve proletarya şuuruna yakışacak bir vakar ve sükûnetle geçeceklerdir.

    Bayram Pangaltı’da başlayacak ve bütün gruplar toplu olarak saat onbirbuçukta önde mızıka olduğu halde Pangaltı’dan hareketle Kâğıthane’ye azimet ve arkadaşlar mızıkayla birlikte işçi marşları terennüm edeceklerdir. Kâğıthane’de Bir Mayıs bayramının ehemmiyeti ve tarihi hakkında söz söyleyecek arkadaşların nutukları dinlenecek, bayram saat beşe kadar devam edecek sonra arkadaşlar yine sükûn ve vakarla dağılacaklardır.

    Bir Mayıs Komisyonu polise karşı bütün mesuliyeti deruhte etmiş olduğundan bütün arkadaşların Heyet-i Tertibiye’nin ihtarlarına hüsn-ü telakki etmesi ve işbu program haricine çıkılmaması bilhassa rica olunur.

    Bir Mayıs Komisyonu”

    Yukarıda ilan edilen program gereği; “nümayiş yapmadan” yürüyüş için izin alındığından işçiler Pangaltı’da toplanmış, Pangaltı’da “kollarında kırmızı pazubentler” olan eylemin güvenliğinden sorumlu görevlilerce düzene sokulmuş, Pangaltı-Kâğıthane yürüyüş güzergâhı boyunca yürüyüşün önünde yer alan bando ve mızıka tarafından işçi marşları ve beynelmilel marşı çalınarak Kâğıthane’ye varılmış, Kâğıthane’de işçi ve sosyalistlerin ‘Amele Bayramı’nın önemine ilişkin konuşmaları dinlenmiş, akşam saat beşe kadar devam eden piknik ve şenlikten sonra işçiler “yine sükûn ve vakarla dağılmışlardır”.

    Ve Yasaklı Yarım Asır

    Yukarıda aktardığımız bilgilerden de görüleceği gibi, 1921 ve 1922 yıllarında 1 Mayıs etkinlikleri, İstanbul’daki yabancı ordular işgali ve yasaklamalarına rağmen Türkiye Sosyalist Fırkası ve diğer ‘emek’ten yana parti ve örgütler ile farklı milliyetten işçilerin katılımıyla kitlesel olarak kutlanmış, işçi sınıfının o dönemki talepleri dile getirilmiştir.

    1923 yılı 1 Mayıs kutlamalarında ise Hüseyin Hilmi Bey’in –yaklaşık altı ay önce öldürülmüştür- ve Türkiye Sosyalist Fırkası’nın ismi geçmemektedir.

    1 Mayıs (1923), Türkiye İşçi Çiftçi Sosyalist Fırkası ve Ankara Hükümeti’ne yakın Umum Amele Birliği tarafından ayrı ayrı kutlanmıştır.

    Bu tarihten sonra Cumhuriyet rejimi, işçi sınıfının üzerindeki baskı ve denetimini artırmaya başlamıştır. 1924 yılında göstermelik bir kutlamaya izin verilmiş, 4 Mart 1925’te kabul edilen Takrir-i Sükûn Kanunu ile demokratik haklar yok edildiği gibi, 1 Mayıs’lar üzerinde on yıllar boyu devam edecek yasaklı yıllar başlamıştır. Cumhuriyetle birlikte Türkiye işçi sınıfı üzerindeki 1 Mayıs yasağı elli seneden fazla sürmüştür. 1976 yılında Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu tarafından İstanbul (Taksim’de) düzenlenen mitingle yasak sona erdirilmiştir.

    Bugün,1921 yılında Türkiye Sosyalist Fırkası’nın başlattığı 1 Mayıs’ı kitlesel kutlama geleneği büyük mücadelelerden sonra Türkiye işçi sınıfı ve dostları tarafından devam ettirilmektedir.

    Kaynaklar

    Zafer Toprak, İstanbul’da Amele Bayramları I, Tarih ve Toplum Sayı 41, Mayıs 1987

    Mete Tunçay, 1923 Amele Birliği, Sosyal Tarih Yayınları, 2. Baskı, İstanbul 2009

    Münir S. Çapanoğlu, Türkiye’de Sosyalizm Hareketleri ve Sosyalist Hilmi, Pınar Yayınevi, İstanbul 1964

    Hamit Erdem, İştirakçi Hilmi ve Osmanlı Sosyalist Fırkası, Sel Yayıncılık, İstanbul 2012

    Yorumlar

    banner