Petka Kalıp İ...

Petka Kalıp İşçisi: Tek Adam Yönetimine HAYIR Diyeceğim

Petka Kalıp, Adana’nın Seyhan ilçesinde kurulu bir fabrika. DİSK/Lastik-İş Sendikasının örgütlü olduğu fabrikada 80 kadar işçi çalışıyor. İşçiler, ikinci kez sözleşme masasına oturdu. Görüşmeler kapsam içi ve kapsam dışı (Sendikaya üye olamayan çalışanlar) maddesi, çalışma saatleri, ücret zammı gibi temel konularda tıkandı. Yaşları 23 ile 25 arasında değişen 40 kadar işçi DİSK/Genel-İş Sendikasında bir araya geldi. İşyeri Baştemsilcisi Emrah Karabıyık ve diğer işyeri temsilcileri bilgilendirme yaparak, işçilerin öneri ve düşüncelerini aldı.

Evrensel, uyuşmazlık zaptının tutulmasının ardından yaşanacak gelişmeler ve karşılaşacak zorlukların konuşulduğu toplantının ardından işçilerin 16 Nisan referandumuna ilişkin görüşlerini aldı.

HAYIR DİYENLER DAHA GÜVENLİ

“Evet, mi hayır mı” sorusunu ortaya atınca, sözleşme süreciyle ilgili sakin ve düşünceli konuşmalar yerini yükselen seslere bırakıyor. Bu referandumun bir parti seçimi olmadığı konusunda hemfikirler. İş hükümete gelince durum değişiyor. Kimi AKP’nin iyi işler yaptığını, ülkeyi kalkındırdığını düşünen; AKP’nin çalıp, çırptığını ve vatandaşta “Çalıyorlar ama çalışıyorlar” diye bir algı yarattığını düşünen işçiler var. Sıra referanduma gelince hayır diyen işçilerin sesi daha kendine güvenli çıkıyor. Evet diyenler daha sessiz ve konuşmak istemiyor. Hal böyle olunca sohbet hayır diyenlerle sürüyor.

BARIŞ SÜRECİ İYİYDİ AMA SONRA BOZULDU

Konuşmaya dahil olan genç işçiler ağırlıklı MHP’li, ülkü ocakları kökenli. Kendisini “milliyetçi” diye tanımlayan bir işçi şaşırtan bir açıklama yapıyor:
“AKP barış sürecini iyi yaptı. Ne PKK, ne devletin askeri ve polis bir birine kurşun sıkmadı. Kimse ölmedi. Bu iyiydi. Şahsen destekledim. Ama bu durum AKP’nin tek başına hükümet olmasına yaramayınca birden eskiye döndü. Yine silahlar patladı. Osmaniye’de kardeşinin cenazesinde konuşan binbaşı da ‘Ne oldu da ateşkesi süreci bozuldu?’ diye sordu. Adamın başına gelmeyen kalmadı. Darbeden sonra FETÖ’den ihraç ettiler.”

Barış süreci açıklamasına itiraz eden, “teröristlerle mücadele edilmesi” gerektiğini ileri süren işçiler oluyor. Ama düşmanlık yok. Birbiriyle rahatça tartışabiliyorlar.

BAHÇELİ’DEN YANCI OLUR

Başka bir işçi çocukluğundan beri MHP mitinglerinin, eylemlerinin içinde olduğunu, ülkü ocaklarında çalıştığını hatta Devlet Bahçeli ile yüz yüze geldiğini söylüyor. Bahçeli’nin iktidar olma niyetinin olmadığını söylüyor. Diğer işçiler de destek veriyor bu sözlere: “Bahçeli ancak yancı olur başka da bir şey olmaz.” MHP’ye tepkiden çok, Bahçeli’ye tepki öne çıkıyor.

Başka bir işçi şunu dile getiriyor:
“Eğer Bahçeli, Erdoğan’a olan eleştirilerini söylemeye devam etseydi. Ancak başkanlık sistemi iyidir. Memleketin çıkarına uygundur. Biz onun için evet diyeceğiz deseydi. O zaman inandırıcılığı olurdu. Şimdi Tayyip Erdoğan’ın etkisine girdi, hükümet ile bir oldu. Liderlik özelliğini yitirdi.”

TEK ADAM YÖNETİMİNE HAYIR

Bir başka işçi alıyor sözü. Çocukluğundan beri MHP içinde yer almış, ülkü ocaklarında çalışmış ama bazı çıkar ilişkilerine şahit olunca geri durmuş. “Türkiye düne göre daha da ilerledi. Kendi füzesini, topunu tankını yapıyor. Tek partili hükümet iyi” diye başladığı sözlerini başkanlığa itirazla bitiriyor: “Ama ben tek adama bütün yetkilerin verilmesine karşıyım. Tek adam yönetimine hayır diyeceğim.”

Evet diyenler konuşmadığı, bir kaçı da geri çekildiği için, hayır diyenlere evet diyenlerin gerekçelerini soruyoruz. Bu sorumuza işçilerin ortak yorumu “Abi Tayyip Erdoğan’ı sevdikleri için evet diyecekler. Ama sanki Tayyip Erdoğan hep iktidarda kalacak. Hiç ölmeyecek gibi düşünüyorlar. Yarın Erdoğan’ın yerine başkası gelirse o yetkileri o kullanırsa ne olur” diyorlar. Başka işçi ise Erdoğan’ı mesih gibi görüp sırf bu yüzden oy verenler olduğunu, bunun yanlış olduğunu söylüyor.

ESKİSİ GİBİ DEĞİL

Genç işçiler şu tespiti yapıyor: “Artık eskisi gibi değil. Tamam atasından, ailesinden etkilenip onlar gibi oy kullanan var. Ama insanlar okuyor, görüyor duyuyor. Mesela AKP’lilerin hepsi evet verecek diye bir şey yok. Ya da MHP evet diyor, MHP seçmeninin hepsi evet demeyecek. Belki de yarısından çoğu hayır diyecek. Kimse krallık istemez. Birde Atatürk’ün yok sayılması, cumhuriyetin geriye götürülmesini istemeyiz.”

İŞÇİLERİN HEPSİ SENDİKALI OLSA PATRONLARA KARŞI DAHA GÜÇLÜ OLUNUR

Genç işçiler, Türkiye’de son dönemde artan kutuplaşmalar için “Abi Türkiye’nin bölünmeleri çok acayip” diyor. Ülkede var olan sağcı-solcu, Türk-Kürt, Alevi-Sünni gibi bölünmeleri sayıyorlar. Birisi bu duruma şöyle açıklık getiriyor: “Mesela biz sendikalaşmak istedik. DİSK’e geldik. Çevremizde o solcu sendika falan dediler. Biz de öyle baktık. Bir de böyle bir gerçek var. Sendika işi, işçilerin hakkı ile uğraşmalar hep solcuların işi olmuş. Bak duvarlara hep solcu sendikacılar. Sağcılar ise bunda geri duruyor. Oysa işçilerin hepsi sendikalı olsa patronlara karşı daha güçlü olunur.”

Bir başka işçi ise “Avrupa’da Ortodoks-Katolik-Protestan gibi din kavgaları veyahut şu halk ile diğer halk bir birine düşüyor mu? Ülkelerinde bir hak arayışı oldu mu hepsi katılıyor. Bizde de öyle olması lazım. İşçilerin hepsinin birleşmesi lazım. Mesele oy verdiğimiz partiler MHP, AKP, CHP bunlar işçi hakları ile ilgili bir şey yapmıyor. DİSK niye hayır vermemiz gerektiğini 10 maddede yazmış. Aslında her işçi bu maddelere baksa o zaman daha doğru kararı verir ve hayırlısı olur” diyor.

ARKASI GÜÇLÜ OLANA DOKUNULMUYOR

Bir işçi darbe sonrası 100 bin kişinin işinden ekmeğinden edildiğini söyledi ve yaşananlara tepki gösterdi: “Peki, hükümettekiler niye bu işten sorumlu değil. Baştakiler kandırılıyor da niye vatandaş kandırılınca ekmeğinden oluyor. Mesela benim iki üç akrabam polis. Işık dershanesine gitmeyen, oradan geçmeyen polis olamıyordu. Darbeden sonra ne oldu Işık dershanesi kapatıldı. Bu dershane suç yeriydiyse buna izin verenler ne olacak? Bu işte hükümetin sorumluluğu yok mu? Niye bakanlara dokunmuyorlar. Arkası güçlü olan yerinde duruyor. Memurlar görevinden oluyor.”

Yorumlar