Emek Çalışmal...

Emek Çalışmaları Topluluğu’nun ‘İşçi Sınıfı Eylemleri Raporu’ – Ertuğrul Bilir

Sermaye sınıflarının çok sayıda yayın organı, yazarı, çizeri, araştırmacısı olmasına karşılık işçi sınıfının çok daha sınırlı sayıda yayın organı, yazarı, çizeri, araştırmacısı olduğu hepimizin malumu. Güçler ve olanaklar orantısız. Ancak, emekçilerin mücadelesi işyerinde, sokakta, mahallede olduğu gibi düşünsel alanda da sürüyor. Bu çabalardan bir tanesini de Emek Çalışmaları Topluluğu (EÇT) tarafından 2 yıldır yayınlanan “İşçi Sınıfı Eylemleri Raporu” oluşturuyor.

Raporda yer alan veriler işçi hareketindeki değişimleri, yönelimleri, güçlü ve zayıf yanları anlamak, mücadelenin taktik ve stratejilerini oluşturabilmek açısından önemli. İşçi sınıfının değişik kesimlerine dönük çalışma yapan kadroların, uzmanların, akademisyenlerin raporun tamamını incelemesini öneririm. (Rapora BURADAN ulaşabilirsiniz.)

Bu yazıda EÇT’nin Temmuz başında yayınladığı “2016 İşçi Sınıfı Eylemleri Raporu” nun bazı verileri aktarılarak değerlendirilecektir. Ancak, öncelikle raporun tamamını inceleme olanağı olmayanlar için raporda yapılan sınıflandırmalar ve raporlamanın geçmişi hakkında kısa bir bilgilendirme yapılacaktır.
EÇT Rapor’u hazırlarken İSİG Meclisi’nin iş cinayetleri konusunda yaptığı raporlamalardan ilham aldığını belirtmektedir. İşçi sınıfı eylemlerinin sayısal incelenmesi konusunda ise İrfan Kaygısız’ın DİSK-AR Dergi’de yayınlanan 2013 ve 2014 yılı araştırmaları esin kaynağı olmuştur. Böyle bir çalışmada zaman içinde taranan basın organlarında ve raporu hazırlayanların olanakları ile yaklaşımındaki değişimlerden kaynaklanan değişiklikler olacağı açıktır. Ancak, bugün itibariyle benzer bir yöntemle yapılan çalışmanın 2013’ten itibaren 4 yılı kapsadığı belirtilebilir.

Raporlamanın ana kaynağı basın organlarının taranması, bazı konularda sendikalarla iletişime geçilerek alınan bilgiler ve bazı durumlarda direnişçi işçilerin sosyal medya hesaplarıdır. EÇT, Rapor’un işçi hareketinin tamamını yansıttığı iddiasında değildir. Rapor’da eylemler konuları, eylem biçimleri, aylık ve mevsimsel etkenler, siyasal durumla bağlantıları, örgütlülük durumu, işkolları, statü gibi birçok açıdan değerlendirilmektedir.

Rapor işçi sınıfının “işçi” ve “memur” (kamu çalışanı) statüsündeki kesimlerinin eylemlerini “işçi sınıfı” olarak birlikte ele alıyor. Rapor’da eylemler işyeri temelli eylemler, genel eylemler ve dayanışma eylemleri olarak üç kategoride incelenmekte ve incelemede ağırlık “işçilerin işyerlerinde yaşadıkları sorunlara karşı işyerindeki patronlarını hedef alan eylemler” olarak tanımlanan işyeri temelli eylemlere verilmektedir. Tespit edilen ve bir bütünlük oluşturan her eylem bir “vaka” olarak tanımlanırken, bir mücadele sürecinin herhangi bir anında gerçekleştirilen eylemler “tekil eylem” olarak değerlendirmeye alınmaktadır. Aynı işverene karşı aynı gün birden fazla yerde gerçekleştirilen eylemler tek bir “tekil eylem” sayılırken, aynı eylem sürecinde farklı günlerde gerçekleştirilen eylemler ayrı birer “tekil eylem” sayılmıştır. Bir “eylem vakası” bir veya birden fazla “tekil eylem”den oluşabilmektedir.

GENEL GÖRÜNÜM

2015 yılında 1.116 adet tekil eylem tespit edilmişken 2016 yılında 729 tekil eylem tespit edilmiştir. İşçi sınıfı eylemlerinde yaklaşık üçte birlik bir azalma görülmektedir. Vaka sayıları açısından son 4 yıl birlikte değerlendirildiğinde en yüksek eylem vakası 1.001 eylem ile 2014 yılında olmuştur. Vaka sayısı 2015’te 754’e, 2016’da 608’e düşmüştür. Türkiye’de 2015 ve 2016 yıllarının genel siyasal ortamını ve baskıları göz önünde tutulduğunda bu konuda önemli bir nedeni anlamak zor değil. 2015’in Suruç katliamı öncesinde yaşanan ve “Metal Fırtına” eylemlerini de kapsayan ilk altı ayında işyeri temelli eylem vakası aylık ortalama olarak 105 iken, ülkedeki baskıların yoğunlaştığı, gerilimin arttığı ikinci yarısında 47’ye düşmüştür. 2016 yılında ise ilk altı ayda ortalama 53 işyeri temelli eylem gerçekleşirken, 15 Temmuz darbe girişiminin ve OHAL’in yer aldığı ikinci altı ayda aylık ortalama olarak 34 eylem gerçekleşmiştir. Ancak, baskıların her dönemde aynı sonuçları vermediği de bilinmektedir. Bu nedenle ülkedeki ekonomik durum, emek ve sermaye öznelerinin durumu gibi bir çok değişken de ayrıca değerlendirilmelidir.

İŞYERİ TEMELLİ EYLEMLER

2016 yılında 420 işyeri temelli eylem vakasında 529 tekil eylem gerçekleştirilmiştir. Bu eylemlere katılan işçi sayısı 46 bin olarak hesaplanmıştır. İşyeri temelli eylemlerin %52’si basın açıklaması, %19’u fiili grev, %11’i kalıcı direniş şeklinde gerçekleşmiştir. Yasal grevlerin eylemler içindeki oranı ise %2’dir. Özel sektör kadrolu işçiler, memurlar ve kamu taşeronlarında en sık gerçekleştirilen eylem türü basın açıklaması iken, özel sektör taşeron işçilerinde fiili grev büyük bir farkla en yoğun gerçekleştirilen eylem türü olmuştur.
Rapor ile aynı günlerde yayınlanan 2017 Temmuz kamu çalışanı sendikal istatistikleri, kamu çalışanlarının mücadeleci kanadını oluşturan, KESK’in üyelerinin geçen yıldan beri yaklaşık %25 azaldığını göstermektedir. Baskılar karşısında kamu çalışanlarının ve sendikaların geri çekilme eğilimi eylem biçimlerine de yansımıştır. Kamu çalışanlarının eylemleri içinde fiili grevler 2015 yılında %13 yer tutarken, 2016 yılında bu oran %3’e düşmüş, basın açıklamalarının oranı ise artmıştır. Kamu çalışanlarının işten çıkarmalarının yaygınlaştığı bir ortamda işten çıkarılma ve ceza alma riskinin yüksek olduğu fiili grevler oldukça azalmıştır. Kadrolu işçiler ile taşeron işçiler açısından ise eylem sayısındaki gerileme daha fazla iken, bu eylemler içindeki fiili grevler oransal olarak artmıştır.

İşyeri temelli eylem vakalarının %30’u “işten atma”, %21’i işteyken ücret gaspı, %13’ü yıldırma, keyfi ceza, %13’ü ise sendikalaşma nedeniyle gerçekleşmiştir. Ayrıca, yeni bir kategori olarak KHK ile işten atılma nedenli eylemler de %7 oranındadır. İşçi sağlığı ve iş cinayetleri nedeniyle yapılan eylemlerin oranı da %5’tir. “Yıldırma ve keyfi ceza” kaynaklı eylemlerin dörtte üçü kamu çalışanları tarafından gerçekleştirilmiştir. Raporda bu durumun nedeninin, memurların görece yüksek olan iş güvencesi nedeniyle, işten çıkarılmak yerine yıldırmayla karşı karşıya kalmaları olduğu belirtilmektedir.
Taşeron işçilerin eylemlerinde 2014 yılında bir patlama gerçekleşmiş, sonrasında ciddi bir azalma olmuştur.

Eylem sayısının en yüksek olduğu 2014 yılında tüm eylemlerin %56’sını taşeron işçiler gerçekleştirirken, bu oran 2015’te %31, 2016’da %30 olmuştur. Bu durum birkaç değişkene bağlı olarak değerlendirilmektedir. Taşeron işçi eylemlerinin yoğun yaşandığı 2014 yılının sonbaharında bir Torba Yasa ile kamu taşeron işçilerinin haklarında sağlanan iyileştirmeler ve sendikalaşmalarının kolaylaştırılması, 2015 Kasım seçimlerinde AKP’nin taşeron işçilere kadro vaat etmesinin neden olduğu bekle-gör eğilimi kamu taşeron işçilerinin eylemlerinin azalmasına etki etmiş görünmektedir.

Kamu taşeron işçilerinin örgütlenmesinde önemli çabaları olan Devrimci Sağlık-İş ve Enerji-Sen 2013 ve 2014 yıllarında en fazla eylem gerçekleştiren ilk 5 sendika içinde yer alırken 2016 yılında eylemlilikleri oldukça geriye düşmüştür. Ancak, yapılan düzenlemeler ile Devrimci Sağlık-İş’in örgütlediği hastane çalışanlarının önemli bir bölümünün “genel işler” ile “büro, ticaret” işkollarına geçirilmiş olması da bu durumda etkili olmuştur.

2015 yılında ortalama eylem süreleri 20 gün olarak hesaplanırken, 2016 yılında yarı yarıya azalarak 10 güne düşmüştür. Eylem yapmanın zorlaşması ve kısa süreli olan “basın açıklaması” eylem türünün artması eylem sürelerinin düşme nedenlerindendir.
2016 yılında “sendikaların örgütlediği işyeri temelli eylem” sayısı 302’dir. Bu eylemlerde Eğitim-Sen 34, İnşaat-İş 28, Birleşik Metal-İş 25, Genel-İş 25, SES 24 eylem ile ilk 5 sırayı oluşturmaktadır.

2016 yılında, KHK’larla işten atılmalar nedeniyle, KESK ve bağlı sendikaların işyeri temelli eylemlerinde önceki yıllara göre artış olmuştur.

Eylemlerin illere göre dağılımında İstanbul-Ankara-İzmir’de gerçekleşen eylem oranlarının 2015’e göre artarak %44’ten %59’a çıktığı görülmektedir. Söz konusu dönemde eylem sayılarında üçte bir oranında düşme olduğu göz önüne alındığında bu metropollerin dışındaki illerde eylem kapasitesinin çok daha fazla düştüğü görülmektedir.

Kaynak: Ücretli sayıları 2015 SGK istatistiklerinden alınmıştır. İllerin eylem oranları ise EÇT’nin 2015 ve 2016 raporundan alınarak grafik üretilmiştir.

Grafik-1’de ücretli nüfusu en yoğun olan 8 ilin ücretli ve eylemlerinin Türkiye geneline oranları yer almaktadır. 2016 yılında Konya dışındaki illerde eylem oranları ücretlilerin oranlarına eşit veya daha yüksektir. İzmir ve Kocaeli’nde eylemlerin oranı ücretlilerin oranının 3 katını oluşturmaktadır. İstanbul (9 puan), İzmir (5 puan) ve Adana’da (2 puan) 2016 yılındaki oransal artış belirgindir.

2016 yılında gerçekleştirilen eylem vakalarının %27’sini oluşturan 113 eylem hiçbir kurum tarafından gerçekleştirilmemiştir. Kurumsuz eylemlerin %18’i inşaat işkolunda (20 eylem), %15’i metal işkolunda (17 eylem), %13’ü tekstil işkolunda (15 eylem), %8’i genel işler işkolunda (9 eylem) ve %7’si sağlık ve sosyal hizmetler alanında (8 eylem) gerçekleştirilmiştir.

İşyeri temelli eylemlere katılan toplam kişi sayısı 46 bin olarak hesaplanmıştır. Tüm eylem vakalarının %58’i (241adet) 1-50 arasında işçi katılımıyla olmuştur ve direnişin yaygınlığı açısından bu eylemler önemlidir. Ancak, katıldığı tahmin edilebilecek işçi sayısı açısından 251 ve üzeri sayıda işçinin katıldığı 60 eyleme (%14) asgari katılım 32.500 kişi civarındadır ve eylemlere katılımların çok büyük kısmını oluşturmaktadır.

İşyeri temelli eylemlerin işkolları ve hizmet kollarına dağılımında 2016 yılında ilk sıralarda inşaat, metal, genel işler, eğitim (kamu çalışanları), dokuma ve petrol-kimya işkolları gelmektedir. Tablo-1 işkollarında/hizmet kollarında çalışanların sayısı, örgütlülük oranı ve eylem oranları arasındaki ilişkilerin görülebilmesi için oluşturulmuştur. İşkolu/hizmet kolu ayrımı farkları ile sendikaların örgütlülük koşulları arasındaki önemli farklardan dolayı tablo içinde işçi statüsünde çalışanlar ile kamu çalışanı (memur) statüsünde çalışanlar ayrı ayrı ele alınmıştır. Ancak, her iki grup “toplam ücretli sayısı içindeki oran” ve EÇT’nin verilerinde yer alan 2015 ve 2016 yıllarında işyeri temelli eylemler içindeki oran sunulurken birlikte değerlendirilmiştir.

İşkolları ve eylem gerçekleştiren sendikalara göre yapılan sınıflandırmada, eylem sayılarıyla kapsadığı işçi sayısı, dolayısıyla eylemlerin etkisi, arasındaki bağlantının çok değişken olabileceğini göz önünde tutmak gereklidir. Örneğin çok sayıda yerde birkaç işçiyle eylem yapılmış olması bir hareketlilik göstergesi olmakla birlikte, toplumsal etkiyi ölçmek açısından daha az sayıda ancak kitlesel eylemler gerçekleştirilebilen işkolları ve sendikalarla karşılaştırmak yanıltıcı olabilir.

İşçi sendikalarının ortalama sendikalaşma oranı 2017 Ocak istatistiklerine göre %12’dir. Sendikalaşma oranı hareketli işkollarından genel işler işkolunda %33, metal işkolunda %17, tekstil’de %9, petrol-kimyada %11 ve inşaat işkolunda %3’tür. Sayısal olarak en büyük işkolunu oluşturan ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar işkolunda ise %5’tir.

İnşaat işkolu en çok işyeri temelli eylem yapılan işkolu olmuştur. İnşaat işkolundaki işçi sayısı ücretli çalışanların %10’unu oluştururken, eylemlerin %13’ü bu işkolunda gerçekleşmiştir. İşkolundaki sendikalaşma oranı ise %3’ten ibarettir. İşkolunda gerçekleşen 55 kadar eylemin 28’ini bağımsız İnşaat-İş gerçekleştirmiştir. İnşaat-İş sendikasının üye sayısı 2017 Ocak istatistiklerine göre 270’tir. Kalan eylemlerin büyük kısmının örgütsüz olarak gerçekleştirildiği verilerden anlaşılmaktadır. İşkolunda toplu sözleşme yetkisine sahip tek sendika olan 46 bin üyeli Yol-İş’in gerçekleştirdiği eylem varsa raporda “diğer” sendikalar içinde yer almaktadır.

Metal işkolundaki eylemlerin toplam içindeki oranı 2016 yılında 2015’e göre yaklaşık yarıya inmiştir. Ancak metal işkolundaki eylemlerin oranı halen toplam ücretli çalışanlar içindeki orana göre yüksektir. İşkolundaki tüm işçilerin %2’sinin örgütlü olduğu Birleşik Metal-İş 25, %13’ünün örgütlü olduğu Türk Metal ise 4 eylem vakası gerçekleştirmiştir. İşkolundaki işçilerin %2,5’inin örgütlü olduğu Çelik-İş ise 4 ve daha fazla eylem gerçekleştiren sendikalar arasında yer almamaktadır.

Tekstil işkolunda tüm ücretlilerin %6’sı çalışmakta ve eylemlerin %7’si (29 eylem) gerçekleştirilmektedir. Eylemlerin 15’i kurumsuz olarak gerçekleşirken, 5’ini Deriteks gerçekleştirmiştir.

Petrol-kimya işkolu da toplam ücretli sayısının %3’ünü oluştururken eylemlerin %6’sının gerçekleştirildiği bir işkoludur. Bu işkolunda gerçekleşen toplam 25 civarındaki eylemin 18’ini Petrol-İş gerçekleştirmiştir.

Genel işler işkolunda tüm ücretlilerin %6’sı çalışırken, eylemlerin %12’si bu işkolunda gerçekleşmiştir.

Genel işler işkolundaki sendikalar ağırlıklı olarak belediyelerde ve bağlı taşeron işyerlerinde örgütlüdür.

Genel olarak da belediyede örgütlü işçi ve kamu çalışanı sendikaları ilgili belediye yönetiminde uzun süredir bulunan partilerle paralellik göstermektedir. CHP ve HDP’li belediyeler ile bağlı şirketlerde ağırlıklı olarak Genel-İş, Tüm Bel-Sen, Yerel-Sen ve kısmen Belediye-İş, AKP’li belediyeler ve bağlı şirketlerde ise ağırlıklı olarak Hizmet-İş ve Bem-Bir-Sen örgütlüdür. Bu ilişki, genel işler işkolundaki ve yerel yönetim hizmet kolundaki sendikalaşma oranının göreli yüksekliğini önemli oranda açıklamaktadır. Ancak, bu işyerlerinde yönetimler ile sendikalar arasında hiç sorun çıkmayacağı anlamına gelmemektedir.

Özellikle Genel-İş’in CHP’li belediyeler ve bağlı şirketlerde eylemleri olmaktadır. Öte yandan genel işler işkolundaki diğer işyerlerinde (örn. kamu hastaneleri taşeronları) örgütlenmeler gerilimli olmakta ve eylemler gerçekleştirilmektedir. 2016 yılında Genel-İş 25, Belediye-İş 7, Tüm Bel-Sen de 13 işyeri temelli eylem vakası gerçekleştirmiştir.

Kamu çalışanları içinde tüm işyeri temelli eylem vakalarının %7’si eğitim-bilim, %5’i sağlık ve sosyal hizmetler, %4’ü büro hizmet kollarında gerçekleştirilmiştir. Eğitim-Sen tüm sendikalar içinde 34 eylem vakası ile en fazla eylem gerçekleştiren sendika durumundadır. SES 24, BES 18, Tüm Bel-Sen13 eylem gerçekleştirmiştir. Ayrıca KESK tarafından da 8 işyeri temelli eylem gerçekleştirilmiştir.

GENEL EYLEMLER

2016 yılında 188 genel ve dayanışma eylemi vakası tespit edilmiştir. Vakaların 100’ünde çalışma hayatına ilişkin talepler dile getirilmiş, 51’ini 1 Mayıs eylem ve mitingleri oluşturmuştur. 11 dayanışma eylemi, 26 adet 8 Mart ve çeşitli siyasi gelişmelere verilen tepki eylemi gerçekleştirilmiştir.

Genel eylem konuları açısından kiralık işçilik yasa tasarısına karşı 30, 1 Mayıs ve çağrı eylemi olarak 29, kıdem tazminatının fona devredilmesine karşı 28, işçi sağlığı iş cinayeti gündemleri konusunda 10 eylem gerçekleştirilmiştir.

Yorumlar

banner