banner
Basında Emek Haberleri

Petkim’de Azerbeycan devlet şirketi SOCAR ile Petrol-İş Sendikası arasında süren toplu iş sözleşmesi imzalandı.

Evrensel’de yer alan habere göre işçilerin isteğinin aksine 3 yıllık olarak imzalanan sözleşmede ücret zamları ise şu şekilde belirlendi: İlk altı ay yüzde 6, artı scalaya yüzde 4; ikinci, üçüncü ve dördüncü 6 altı aylık dönemler için enflasyon oranında ücret zammı yapılacak. Beşinci 6 ay enflasyon artı yüzde 1,27 ve scalaya 4  puan, son 6 ayda ise enflasyon oranında artış yapılacak.

Sosyal yardımlarda yüzde 15 artış sağlandı. Bayram parası 380 TL olarak belirlendi.

PETKİM patronu sözleşmede kiralık işçiliğe engelleyen maddeyi kaldırmak istiyordu. Ancak imzalanan sözleşme ile bu madde işçilerin isteği doğrultusunda korundu.

Bazı işçiler gelinen noktayı “Sözleşmenin YHK’ya gitmesinden daha iyi” diye değerlendirdi. Görüştüğümüz bir işçi, süreci kendi aralarında değerlendireceklerini belirtirken, “Biz toplu sözleşmeyi işverenle değil, devletle yaptık” dedi.

Torunlar Center’da meydana gelen ve 10 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayetine ilişkin TOKİ görevlileri hakkında açılan davanın duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, inşaatın denetim raporlarının defter kayıtlarının ve kontrolör olarak görevlendirilen kişilerin isim listesinin beklenmesine karar vererek duruşmayı erteledi.

  1. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen, görevleri sırasında görev gereklerine aykırı davranarak kişi mağduriyetine ve kamu zararına neden olmak ve görevlerini kötüye kullanmakla suçlanan, TOKİ İstanbul Emlak Dairesi Başkanı Aliseydi Karaoğlu, TOKİ 4 No’lu Uygulama Dairesi Başkanı Niyazi Özdemir, TOKİ görevlileri Ömer Caniklioğlu, Temel Emrah Bıyıklıoğlu, Zuhal Dalkılıç ve M. Rıfat Çağal’ın yargılandığı davada, sanıklar önceki savunmalarının geçerli olduğunu belirtti.

Ailelerin avukatı Yıldız İmrek ise eksikliklerin bitirilmesini isteyerek esas hakkındaki iddiaları gerekirse daha sonra sunacaklarını söyledi.

Duruşmayı 24 Ekim’e erteleyen mahkeme, kazanın olduğu tarih son gün baz alınarak söz konusu inşaatta denetim raporlarının varsa defter kayıtlarının, sahada kontrolör olarak görevlendirilen kişilerin isim listelerinin mahkemeye bildirilmesi için TOKİ’ye yazılan yazıya cevabının beklenmesine, ayrıca akıbetinin sorulmasına karar verdi.

Türkiye Petrolleri’nin Varlık Fonuna devredilmesinin ardından şimdi de saha hizmetlerinin taşeron bir şirket olan TPIC’ye devredilme süreci başladı. Kararın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından imzalanarak Bakanlar Kuruluna intikal ettiğini söyleyen Petrol-İş Ankara Şube Başkanı Şuayip Gül, Türkiye Petrollerinin zayıflatılmasına ve özelleştirilmesine izin vermeyeceklerini söyledi.

Evrensel’deki habere göre Petrol-İş Ankara Şubesi, Türkiye Petrollerinin saha hizmetleri faaliyetlerinin TPIC’ye (Turkish Petroleum International Company) devredilerek özelleştirilmesine asla izin vermeyeceklerini söyleyerek mücadele edeceklerini duyurdu.

Petrol-İş Ankara Şube Başkanı Şuayip Gül yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye Petrolleri’nin saha hizmetleri faaliyetlerinin TPIC’e  devredilme sürecinin başladığını belirtti. Gül, kararın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı tarafından imzalandığını belirterek Bakanlar Kuruluna intikal ettiğini kaydetti. Bu kararın Türk Petrollerinin küçültülmesi anlamına geldiğini vurgulayan Gül, devrin tasfiye ve taşeronlaştırma operasyonu olduğunu söyledi. Gül, Adıyaman, Batman, Trakya Bölge Müdürlükleri ve Ankara Genel Müdürlüğünde çok sayıda işçiyi etkileyecek olan bu devrin, istihdamın güvencesizleşmesine yol açacağını ve ekonomik ve sosyal yapıya da büyük darbe vuracağını kaydetti.

‘ENGELLİ VE 50 YAŞ ÜSTÜNÜN İŞ AKDİ FESHEDİLECEK’

Kararın, Türkiye Petrollerinde engelli kadrosu dahil SGK emekliliği gelmiş 50 yaş üstü işçilerin iş akitlerinin feshedileceği anlamına geldiğini vurgulayan Gül, devrin 1 Ocak 2018 tarihine kadar tamamlanmasının öngörüldüğünü söyledi. Türkiye Petrollerinin Valık Fonuna geçmesinden sonra bu tür kararların alınmasını manidar bulduklarını belirten Gül, Türkiye Petrolleri işçileri ve Petrol-İş’in böylesi bir tasfiye ve taşeronlaştırma operasyonuna onay vermesinin asla beklenmemesi gerektiğini söyledi. Uyarılarına rağmen yanlış kararda ısrar edildiğini kaydeden Gül, “Bu devirden derhal vazgeçilmelidir! Türkiye Petrolleri’nin zayıflatılmasına ve özelleştirme uygulamalarına asla izin vermeyeceğimiz bilinmelidir. Bu yanlıştan dönülene kadar mücadelemiz tüm kararlılığıyla sürecektir” dedi.

DİSK/Genel-İş Araştırma Dairesi 2016 yılındaki kamu ve genel işler işkolunda istihdamı değerlendiren rapor hazırladı. Rapora göre 2016 yılında kamudan 83 bin 45 kişi ihraç edildi, kamu istihdamı 60 bin 611 kişi azaldı, belediyelerde çalışan işçilerin yüzde 73’ü taşeron.

Evrensel’de yer alan habere göre Maliye Bakanlığının verilerine göre kamuda istihdam edilenlerin sayısı, 2016’nın ilk yarısında 3 milyon 622 bin 150 iken, OHAL şartlarının hüküm sürdüğü yılın ikinci yarısında 60 bin 611 kişi azalarak 3 milyon 561 bin 539’a düştü. Oysa 2016 yılı temmuz ayından 2016 yılı sonuna kadar altı KHK yayımlandı ve toplamda 83 bin 45 kişi ihraç edildi. 229 kişi görevlerine döndü.  Rapora göre aradaki fark emekli olanlar ya da çeşitli sebepler ile kamudan ayrılanlardan kaynaklanıyor.

Rapora göre belediye hizmetlerinde doğrudan sürekli işçi kadrosunda çalışanların oranı yüzde 19.2. Geriye kalan yüzde 80.8’i ise belediyelerdeki taşeron firmalarda çalışan işçileri, kamu idarelerindeki temizlik hizmetlerini yapan taşeron işçileri ve konut işlerinde çalışan işçileri kapsıyor.

Rapora göre belediyelerde taşeron şirketlerde çalışan işçilerin sayısı 309 bin. 2015 yılı kamu istihdam verilerinde ise belediyelerce doğrudan sürekli işçi kadrosunda çalıştırılanların sayısı 113 bin 934. Buna göre belediyelerdeki toplam istihdamın yüzde 73’ünü taşeron işçiler. 677 Sayılı KHK ile belediyelerden ihraç edilen işçi ve memurların sayısı ise 2 bin 189. Bunların 448’i işçi, 1741’i memur ve ihraç edilen işçilerin 191 Genel-İş üyesi.

Mersin’in merkez Akdeniz ilçesinde bir TIR, D-400 karayolu Tarsus-Mersin istikameti Adanalıoğlu mahallesi kavşağında, önünde seyir halinde olan ve plakası tespit edilemeyen otomobille çarpıştı. Bu sırada aynı istikamette seyreden ve kasasında tarım işçileri bulunan kamyonet, kazadan dolayı park halindeki TIR’a arkadan çarptı.

dihaber’in haberine göre Çarpmanın etkisiyle devrilen araçtaki işçilerden Dilek (17) ve Hasan Arslan ile Hüsna Ay hayatını kaybetti. Yaralanan 5 kişi, ambulanslarla Mersin Şehir ve Tarsus Devlet hastanelerine kaldırıldı.

TIR ve kamyonet sürücülerinin, ifadelerine başvurulmak üzere polis merkezine götürüldüğü öğrenildi.

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, OHAL döneminde çıkan 6631 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının yürürlüğe girmesi gereken hükümlerinin 2020 yılına ertelenmesini, “Siyasal iktidar iş kazaları ve meslek hastalıklarına davetiye çıkarmaya devam ediyor” sözleriyle eleştirdi. İstanbul Tabip Odasında basın açıklaması gerçekleştiren kurumlar adına toplantıya TMMOB Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Göltaş, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ve KESK Genel Sekreteri Hasan Toprak katıldı.

ÖNCE 2018’E, SONRA 2020’YE ERTELENDİ

Evrensel’de yer alan habere göre basın açıklamasını okuyan TTB Merkez Konseyi Başkanı Raşit Tükel, 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı yasanın iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi ve olumsuz etkilerin en aza indirilmesi için çalışan sayısına ve faaliyet alanına bakılmaksızın tüm işverenleri ve işyerlerini kapsam altına alacağını hatırlattı. Yasanın yürürlüğe girmesinin 2020 yılına ertelendiğini söyleyen Tükel, “Kamuda çalışan milyonlarca emekçinin ve 50’nin altında az tehlikeli sınıfta yer alan işçilerin sağlık ve güvenliği görmezden gelinmiştir” dedi.

HÜKÜMET 1 YILI AZ BULDU

OHAL sonrası AKP’nin ilk icraatlarından birinin, 6331 sayılı yasanın yürürlüğe girmesi gereken hükümlerinin Temmuz 2017’ye ertelenmesi olduğunu kaydeden Tükel, “Hükümet, bu 1 yıllık ertelemeyi az bulmuş olacak ki, 18 Haziran 2017 tarihinde ‘Sanayinin geliştirilmesi ve üretimin desteklenmesi amacıyla bazı kanun ve KHK’lerde değişiklik yapılmasına dair kanun’ içerisine konulan bir madde ile 50’den az çalışanı olan az tehlikeli sınıftaki işyerlerinde, İSİG hizmetlerini 2020 yılına ertelemiş oldu. 6331 sayılı kanunun göstermelik olduğunu ortaya koydu” dedi.

2016’DA 1970 İŞÇİ İŞ CİNAYETİNDE HAYATINI KAYBETTİ

“AKP hükümetleri 2002 yılından bu yana ulusal ve uluslararası sermaye kuruluşlarının isteklerini yerine getireceklerini bildirdi” diyen Tükel şöyle devam etti: “Taşeron çalıştırma, kısa süreli çalışma, geçici işçilik, kiralık işçilik yasası gibi bir dizi düzenlemeyi yaşama geçirdiler. Bu düzenlemeler sonucu işçi cinayetleri hızla arttı. 2016 yılında 1970 işçimizi kaybettik.”

CİNAYETLER ARTACAK

Son ertelemeyle milyonlarca kamu emekçisi ve özel sektörde çalışan işçinin işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinden mahrum kalacağını, iş kazaları ve meslek hastalıklarının artacağının altını çizen Tükel, ilgili maddelerin ertelenmesinin işçi ve emekçilerin beden bütünlüğüne saldırı olduğunu söyledi. Tükel, “Bu, hükümetin tavrının kimlerden yana olduğunun göstergesidir. Hükümet programlarına yazdıkları gibi, sermayenin yükünü hafifletme, sömürünün önündeki engelleri en aza indirme pahasına milyonlarca işçi ve kamu emekçisinin sağlık ve güvenliği görmezden gelinmiştir” dedi.

Okulların kapanmasıyla birlikte birçok çocuk yaz tatilini değerlendirmek üzere çeşitli yerlere giderken, yoksul ailelerin çocukları ise işyerlerinin yolunu tuttu. Bazı çocuklar okul harçlıklarını biriktirmek için bazıları ise ailelerin geçimine katkı sağlamak üzere sanayi, tekstil ve tarlalarda iş arayışına başladı. İş bulamayan çocuklar ise, sokaklarda su ve simit satarak para kazanmaya çalışıyor.

Dihaber’in haberine göre Mersin Sanayi Sitesinde Oto tamir dükkanında çalışmaya başlayan ortaokul öğrencisi D.K, tatil dönemini çalışarak geçirdiğini söylüyor. Bu yıl 7’nci sınıfı bitirip 8’inci sınıfı geçtiğini belirten K, sınıfını geçip kendi isteği ile sanayide çalıştığını dile getirdi. Çalışmak zorunda olduğunu ifade eden K, “İki yıldır her okul tatil döneminde sanayide çıraklık yapıyorum. Kendi isteğim ile çalışıyor ve aileme destek oluyorum. Haftalık 80 TL alıyorum hem kendi harçlığımı çıkarıyorum hem de aileme katkıda bulunuyorum” dedi.

‘PARAM OLSA OKURUM’

Okuduğu okulda daha çok kendisi gibi yoksul ailelerin çocuklarını okuduğunu anlatan K, “Ben Mersin’in Akdeniz ilçesinde bulunan Çay Mahallesi Ortaokulunda okuyorum. Okuduğum okulda benim gibi çalışmak zorunda kalan birçok arkadaşım var. Fakir çocuklarız ondan dolayı çalışıyoruz” diye konuştu. Fazla bir seçim şansı olmadığını, okul olmazsa muhakkak çalışmak zorunda kalacağını belirten K, “Hiç olmazsa elimizde bir meslek olsun” diyerek okulu er geç bırakmak zorunda kalacağını anlatıyor. 5 kardeşi olduğunu ve ekonomik durumdan kaynaklı meslek sahibi olmak istediğini vurgulayan K, “Param olsa ve iyi bir eğitim alsam okul okurdum. Hatta öğretmen olmak isterdim çocuklara eğitim vermek isterdim” diye konuştu.

İki yıldır okul tatillerinde sanayinin yolunu tutan ve 10 kişilik bir ailenin en küçüğü olduğunu dile getiren E. D ise, ailesinin bu yıldan sonra kendisini okutma gibi bir şansının olmadığını kaydetti. D, “Ailemin ekonomik olarak durumu yok. Bende karar verdim bu yıldan sonra artık okumayacağım. Aileme destek vermek için çalışmam gerekiyor” dedi. İki yılda sanayide artık kalfa olduğunu anlatan D, oto tamircisi olarak çalıştığını ve haftalık 170 TL aldığını belirtti. D, “Haftalığımdan 20 TL alıyorum gerisini aileme veriyorum. Çalışmak çok zor ama mecbur kaldım” diye konuştu. Derslerinin çok iyi olduğunu, hatta her dönem teşekkür aldığını anlatan D, şöyle devam etti: “Derslerimde matematiğim çok iyiydi. Kafam basıyordu. Bana fırsat verilse ben bugün işimi bırakıp okumaya devam ederdim. Ben oto tamirciliğinden de anlıyorum, usta bile olurdum. Muhasebeci olmak istiyordum masa başı iş güzel olurdu. Ama bana biri gel seni okutmak için her türlü desteği vereceğim dese, arkama bile bakmadan işi gücü bırakır giderdim.”

İhraçlara karşı başlattıkları eylemin 120’nci gününde 105 kez gözaltına alınan ve 100 bin liranın üzerinde para cezası kesilen Malatyalı 4 eğitim emekçisi eylemlerini Yüksel Caddesi’ne taşıyor.

DİHABER’in haberine göre Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilmelerinin ardından açlık grevine başlayan ve tutuklanan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın sağlık durumları gün geçtikçe kötüye gidiyor. Risk sınırında olan Gülmen ve Özakça’nın durumuna dikkat çekmek için ülke genelinde bir çok etkinlik yapılırken, Özakça ve Gülmen’in taleplerine bir destek de Malatyalı kamu emekçilerinden geldi. Malatya’da KHK ile ihraç edilen ve 120 gün içinde 105 kez gözaltına alınan emekçiler, eylemlerini Ankara Yüksel Caddesi’ne taşıyacaklarını söyledi.

Kamuda 10 yıl İngilizce öğretmenliği yaptıktan sonra ihraç edilen Sertaç Ökdemir, Malatya’daki direnişlerini ve önümüzdeki günlerde yapacaklarını anlattı.

2 TUTUKLAMA, 105 GÖZALTI, 100 BİN LİRA PARA CEZASI

Malatya’da 50 Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyesinin ihraçlardan nasibini aldığını söyleyen Ökdemir, ihraç edildikten sonra 6 arkadaş Ankara’da ihraçlara karşı direnen Nuriye Gülmen’den ilham alarak eylemlerine başladıklarını belirtti. Defalarca gözaltına alındıkları ve haklarında sayısız dava açılan süreci anlatan Ökdemir, “İki arkadaşımız bir hafta sonra haklarında açılan bir başka dosyadan tutuklandı. Kalan 4 arkadaş olarak 120 gün boyunca alanda olduk ve 120 günün 105 gününde polis şiddeti, gözaltı ve çeşitli işkencelerle karşılaştık. Kimi zaman bize 2911 ve polise mukavemetten çeşitli suçlardan davalar açıldı. Baskıların bu şekilde geleceğini biliyorduk. Geri kalan günlerde bize 227 TL adli para cezası kesildi (Kabahatler Kanunu kapsamında). Kişi başı yaklaşık 25 bin TL’yi bulan cezalarımız oldu” diye kaydetti.

‘ONUR MÜCADELESİDİR’

Kendi mücadeleleri ve Özakça ile Gülmen’in mücadelesinin aynı zamanda bir onur mücadelesi olduğunu vurgulayan Ökdemir, “Biz yoksul halk çocukları olarak elde ettiğimiz ekmeğimize kimsenin keyfi iradesine bırakmak niyetinde değiliz. Ankara’da ve bir çok yerde arkadaşlarımız alanlara çıktılar. Yüksel’deki direnişe polis saldırıları gerçekleşti. Arkadaşlarımız gözaltına alındı tutuklandılar. 25 yılla yargılanıyorlar. Bu arkadaşlarımız 20 günlük faaliyetleri gerekçe gösterilerek örgüt üyesi olduğu iddia ediliyor. Bu arkadaşlarımız işini ekmeklerini geri istedikleri için mi terörist oldular? Açlık grevleri toplumsal destek buldu. Faşizm her zaman ışıktan ve sesten rahatsız olur derler. Öyle olduğunu gözlerimizle gördük” diye konuştu.

‘İHRAÇ EDİLENLERİN TALEBİNİ YÜKSELTECEĞİZ’

Malatya direnişçileri olarak Gülmen ve Özakça’nın tutuklanmasının ardından direnişlerini Yüksel’e taşıma kararı aldıklarını söyleyen Ökdemir, “Bugün arkadaşlarımızın cezaevinde hayatları risk altındadır. Bu arkadaşlarımız adalete, hukuka ve yoksul halkın haklarının verilmesine açlar. Bu arkadaşlarımız yalnızca mesleklerine aç değiller. Biz Malatya direnişçileri olarak 120 gün boyunca bu haklı taleplerimizi Malatya’da dile getirdik. Bundan sonraki eylemlilik sürecinde Ankara Yüksel Caddesi’nde olmaya devam edeceğiz. Gerek Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın taleplerini gerekse onlar nezdinde bir gece yarısı görevlerinden ihraç edilen kamu emekçilerinin taleplerini yükseltmeye devam edeceğiz. Bizler milyonlarız. Arkamızda sessiz de olsa bir çığlık var” diye konuştu.

Toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine eylemlere başlayan PETKİM işçileri önceki akşam fabrika önünde beklerken, Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay, şube yöneticileri ve temsilciler ters kelepçe yapılarak gözaltına alındı. Emniyet önünde bekleyişe geçen işçilerin ısrarı sonucu sendikacılar serbest bırakıldı. Sözleşme sürecinde patronun 3 yıllık sözleşme dayatmasını, ücretler arasındaki farkı giderecek talebi karşılamamasını ve düşük zammı protesto ettiklerini hatırlatan işçiler ise eylemlere devam edeceklerini söylüyor. Kaymakam, vali, milletvekili gibi yöneticilerin sadece patronla görüştüğünü aktaran işçiler buna tepki gösteriyor.

Evrensel’den Turan KARA’nın haberine göre patronun dayatmalarına karşı PETKİM işçileri pazartesi sabahından itibaren süresiz eylem başlatmıştı. Bugüne kadar sayısız eylem ve direnişe imza atan PETKİM işçileri sadece patronun değil, Hükümet ve polisin de baskısı ile karşı karşıya. Önceki gün fabrika önünde yaşananlar da bunun en somut göstergesi oldu. PETKİM işçileri önceki akşam fabrika önünde beklerken, Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Ahmet Oktay, şube yöneticileri ve temsilciler ters kelepçe yapılarak gözaltına alındı. Emniyet önünde bekleyişe geçen işçilerin ısrarı sonucu sendikacılar serbest bırakıldı.

İŞÇİ KUŞATMAYI YARMAYA ÇALIŞIYOR

PETKİM’de önceki gece Valinin devreye girmesi ile ilk günkü sert havanın son bulacağı ve patron temsilcisi olan işletme güvenlik amirinin işçileri kışkırtan tutumundan vazgeçeceği düşünülüyordu. İzmir Valisi işçilere, “Benim garantörlüğümde bu iş olacak deyip perşembe günü için toplantı kararı almıştı. İşçiler sabah kalktıklarında baştemsilci ve 3 temsilcinin disiplin soruşturmasına uğradığını öğrendi ve gerginlik yeniden başladı.

PETKİM patronu ısrarla işçilerden kapıyı açmalarını ve satışı engellememelerini istedi. Sendika ise bunun sadece bir güç gösterisi olduğunu ve buna izin vermeyeceklerini ifade etti. Gün boyu süren bu bilek güreşine İzmir Emniyet Müdürlüğü, Aliağa Kaymakamı, İzmir Valisi, AKP Iğdır milletvekili de dahil oldu.

İşçiler ve Petrol-İş Aliağa Şubesi kapıların açılmasına izin vermedi, PETKİM patronu da bütün yerel idarecileri ve milletvekillerini de devreye koyarak ısrarından vazgeçmedi. Önceki gün 18.30 civarında 2 kamyonun içeri geçmesi talimatını verdi. İşçiler kamyonların önüne geçerek buna izin vermedi, çevik kuvvet devreye girerek işçileri dağıttı. Sendika Şube Başkanı, “İşçilerle polisin karşı karşıya gelmesini istemiyoruz” derken, işçileri fabrika bahçesine alındı. Polis ise zor kullanarak, sendikacıları yerlerde sürükleyerek, şube başkanını ve yöneticileri yere yatırıp ters kelepçe takarak gözaltına aldı. 2 kamyon da fabrikadan içeri girdi.

‘PATRON HERKESE TALİMAT VERİYOR’

Sonrasını anlatan bir işçi, “Kamyonlar girdi ama içeride alacağı herhangi bir mal yoktu, sipariş anlamında. Yani kamyonlar sırf içeri girebilmek için girdiler, bir iki tur atıp çıktılar. Sonra da kamyon girmedi. Bu kadar manasız ve mantıksız bir iş için bütün işçilerin hayatını tehlikeye sokmaktan çekinmedi” dedi.

Bir başka işçi ise gün boyu hareketliliğin yaşandığını ve patronla kendileri arasındaki ücret görüşmelerine milletvekilleri, Kaymakam, Vali, emniyet, polislerin girmesini doğru bulmadığını ifade ederek, “Bir bakıyoruz Kaymakam burada, bir bakıyoruz Vali. Patron hepsini çağırıyor ama hiçbirini de dinlemiyor, herkese talimat veriyor. AKP Iğdır Milletvekili geldi bize hiçbir şey demeden müdürün odasına gitti. Ne konuştular bilmiyoruz sonrada yine bizimle muhatap olmadan buradan ayrıldı. Patronla bizim aramızdaki bu olaylara neden karışıyorlar anlamıyoruz. Patron haksız, biz de hakkımızı arıyoruz” diye konuştu.

GENEL MERKEZ SON ANA KADAR SESSİZ KALDI

İşçiler, Petrol-İş Genel Başkanı ve diğer yöneticilerin zaman zaman Şube Başkanı ile görüşmesine rağmen gözaltılar yaşanana kadar PETKİM’in önüne gelmemelerini de eleştirdi. Genel Başkan Ali Ufuk Yaşar’ın PETKİM direnişinde olmamasını Star işçileri için yapılan eylemde kendilerine sormadan anlaştığı için protesto edilmesine bağlayan işçiler, “Bize sormadan anlaştığı için tepkimizi koyduk. Ama gelip telafi etmesi gerekirken işçiye ve şubeye karşı tavır alan tutumu yanlıştı” dedi.

PETKİM  NÖBETİNDEYİZ!

PETROL-İŞ Merkez Yönetim Kurulu, yaptığı açıklamayla gözaltılara tepki gösterdi. Gözaltı ve baskılarla PETKİM işçisinin mücadelesinin bitirilmek ve hakkını arayan işçinin sesinin kısılmak istendiği belirtilen açıklamada, şi ifadelere yer verildi: “PETKİM işçisi, grev yasağı kapsamındaki işyerinde işverenin bu yasağa güvenerek dayatmalarda bulunmasına karşı çıkmaktadır. Meşru eylem hakkını kullanarak hakkını aramakta ve yıllardır örgütlülüğüyle elde ettiği kazanımlarına sahip çıkmaktadır. PETKİM işçisi, sözleşme sürecinde işverenin 3 yıllık sözleşme dayatmasını, ücretler arasındaki farkı giderecek talebi karşılamamasını ve genel ücret zammı teklifini düşük tutmasını protesto etmektedir. Grev yasağı kapsamındaki işyerinde bu yasağa güvenerek hareket edenler ve işçiyi iradesi dışında Yüksek Hakem Kurulu eliyle bir sözleşmeye mahkum etmeye çalışanlar hesap hatası yapmaktadır. İşverenin dayatmalarına boyun eğmeyen PETKİM işçisi, haklarına ve örgütlülüğüne sahip çıkmaya devam edecek, meşru eylemini sürdürecektir.”

Birleşik Metal-İş Genel Yönetim Kurulu’da yaptığı açıklamayla PETKİM işçilerinin yanında olduklarını bildirdi. Metal işçilerinin PETKİM işçisiyle dayanışma içinde olacağı belirtilen açıklamada, “Birleşik Metal-İş Sendikası olarak biliyoruz ki; işverenlerin ve PETKİM işvereninin uzlaşmaz tavrı ülkenin içinde bulunduğu antidemokratik atmosferden yararlanma fırsatçılığına dayanmaktadır. İşverenin dayatmacı tutumuna karşı hepimiz PETKİM nöbetindeyiz” dendi.

OHAL DÖNEMİNDE SALDIRILAR ARTTI

İşçilerin hak arama mücadelesine yönelik saldırılar, OHAL döneminde arttı. Hükümet OHAL’le birlikte grev yasaklarının kapsamını genişletti, sendikacılara sendikal faaliyet yürüttükleri için hapis ve fabrikaya yaklaşmama gibi cezalar verildi.

GREV YASAĞI KAPSAMINI GENİŞLETTİLER

İktidarda olduğu süre boyunca 13 grevi yasaklayan AKP Hükümeti, OHAL döneminde de 5 grev yasağına imza attı.

Grevleri erteleme adı altında yasaklayan hükümet, OHAL döneminde de çıkardığı 678 sayılı KHK ile grev yasağı kapsamını genişletti ve kolaylaştırdı. Yasak için “Genel sağlığı veya milli güvenliği bozucu” gerekçesine “Büyükşehir belediyelerinin şehir içi toplu taşıma hizmetlerini, bankacılık hizmetlerinde ekonomik veya finansal istikrarı bozucu nitelikte olması” durumunu eklendi.

  • Beks Çorap’ta sendikacılar işçilere seslenmek için fabrika önüne vinç getirtmişti

SENDİKACILARA CEZA

14 TÜMTİS yöneticisine “TÜMTİS üyesi işçilerin sayısını çoğaltmak, bu şekilde aidat gelirini artırmak” ve “iş ve çalışma hürriyetini engellemek” suçunu işledikleri gerekçesiyle 1 yıl ile 6 yıl arasında değişen hapis cezaları verildi. Ceza geçtiğimiz mart ayında Yargıtay 16. Ceza Dairesi kararı onadı.

Tekirdağ Çerkezköy’de kurulu bulunan Beks Çorap ve İç Giyim AŞ’de örgütlenme çalışmaları yürüten Öz İplik-İş Sendikasının  Trakya Bölge Başkanı Mehmet Çakır’ın fabrikaya yaklaşması mahkeme tarafından yasaklandı.

Birleşik Metal-İş’e üye işçilerin işten atılması üzerine fabrikayı işgal eden İzmir’deki AKG işçilerini, polis zorla dışarı çıkardı.

AKP Narlıdere İlçe Başkanı Aslan Bilgi’nin şikayeti üzerine soruşturma başlatan Milli Eğitim Müdürlüğü, Eğitim Sen üyesi Mehmet Doğan’ı müdür yardımcılığı görevden alarak Kiraz’a sürgün etti, ayrıca Doğan hakkında kademe ilerleme cezası da istedi.

Evrensel’den Metehan Ud’un haberine göre İzmir’in Narlıdere ilçesindeki Rasim Önel Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde müdür yardımcısı olarak görev yapan Eğitim Sen 6 Nolu Şube üyesi Mehmet Doğan hakkında geçtiğimiz aylarda iki ayrı idari soruşturma başlatıldı.

Mehmet Doğan’a ilk olarak açılan soruşturmaya gerekçe olarak ‘okulda siyaset yapmak’, ‘dergi satmak’ gösterilirken, sonradan AKP Narlıdere İlçe Başkanı Aslan Bilgi de Doğan’ın sosyal medya paylaşımlarının birer çıktısını alarak Milli Eğitim Müdürlüğü’ne ayrıca şikayette bulundu. Doğan hakkındaki iki soruşturma birleştirilirken, geçtiğimiz günlerde müfettişler hazırladıkları dosyayı il milli eğitim müdürlüğüne sundu. Bu süreçte ise dosya gizlilik kararı gerekçe gösterilerek Mehmet Doğan’a gösterilmedi.

Dosyayı inceleyen İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, Mehmet Doğan’ı ilk olarak müdür yardımcılığı görevinden alarak Kiraz Çok Programlı Anadolu Lisesi’ne fizik öğretmeni olarak sürgün etti. Ayrıca, Doğan hakkında da bir yıllık kademe ilerleme durdurma cezası da talep etti. Kademe ilerleme cezası ile ilgili son karar İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde toplanacak disiplin kurulunda verilecek. Eğitim Sen temsilcisinin de katılacağı bu toplantıda ceza çıkması bekleniyor.  Doğan ise açacağı dava ile verilen kararların iptalini isteyecek.

‘MEB, AKP’YE BAĞLI ÇALIŞIYOR’

Doğan’ın sürgün edilmesi ile ilgili görüştüğümüz Eğitim Sen İzmir 6 Nolu Şube Başkanı İsmet Süzer de “Artık, İl Milli Eğitim Müdürlükleri AKP İl Başkanlığına, ilçe milli Eğitim Müdürlükleri AKP ilçe başkanlıklarına bağlı olarak çalışmaktadır ve kendilerine muhalif olan herkesi sürgünlerle ve cezalarla yıldırmaya çalışmaktadır. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüşeceğiz. Kararın geri çekilmesini isteyeceğiz. Hukuki olarak süreci de takip edeceğiz” diyerek verilen kararlara tepki gösterdi.